Bugünler de gündemimde olan bir konu. Her işin mesaisi olur tasarımın olmaz gibi bir söylem var kulağımda. Buna katılmıyor değilim. Ama biraz esnek olarak. Tasarım dediğimiz ve evrenin her bir köşesini kaplayan olgu aslında bir tanrısal ihtişamdır. Biz insanlar tasarım yaptığımız şeyin sadece yenileme, güzelleme ve üretme olduğunu bilmeliyiz. Tasarım yaptığımız mecra ve kurumlarında bu işin bir hayalle başladığının ve bir hayal ürünü olduğunun farkına varmalı ve bunu atlamamalıdır. Şuna karşı değilim tasarım yapılır düşünülür, baskı aşaması veya uygulama aşaması için bir süre destek vermek mahiyetinde çalışılabilir ama bu 1 günlük çalışma saati toplamının yarısı kadar olmaz.
Tasarımla uğraşan biri olarak bugüne kadar 17 saat çalıştım. En uzun sürem bu fakat piyasada çalışan arkadaşlarım bu saat civarında çalışıp 5 saat sonra tekrar çalışmaya başladıklarını söylediler. Bu gerçektende bir tasarımcıyı köreltmenin en kolay yollarından birisi galiba.
Beyin gücü ve algıların açık olması ile yapılan tasarım, saatler geçtikçe üretkenliğin azaldığı dinlenme, gözlem ve uyanık olma durumuna ihtiyacın fazlalaştığı içine düşenin kurtuluşu zor olduğu bir meslek grubudur. Tasarım yapanın ya gözleri bozulur, ya eklemleri ağrır, ya oturmaktan biyerleri ağırır ağrıdan bol bişey yok. Tabi bu sağlık sorunları gerçekten tasarım yapılan yerlerde pek görülmez. Türkiyede tasarım denilen fabrikasyon ve suni tasarım ruhunun oluşturulduğu, çıkarın insana verilmesi gereken değerin çok çok üzerinde olduğu yerlerde sadece vücut sağlığı değil ruh sağlıda zarar görmektedir.
Birde üzerine mesai olmaz arkadaş.

0 yorum:
Yorum Gönder