15 Eylül 2015 Salı

3d yazıcı senden korkuyorum - dezavantajı ne olaki?



Düşünsene bir ya herşeyi yapabileceksin neredeyse ( maddesel ) ne kadar ürkütücü bir güç değil mi sizcede? İlk olarak nereye gidiyor bu 3d yazıcı mevzusu ona bir bakalım. Geçen yıl 3d yazıcı ile yapılan araçları görmüştük. Yapay organdan, eve silahtan, arabaya kadar herşeyi üretebilen bu geleceğin teknoloji ürünleri hayatımızın işleyişi için zaman kazandıran ve daha kolay üretim sağlayan ciddi makinelerdir.

Gelelim neler yapılıyor 2015 yılında, eylül ayı gibi Amsterdam' da ufak bir çelik köprü yapılacak. Robotların 3d yazıcı mantığıyla yapacağı bu köprü şimdiden merakla bekleniyor. Daha detaylı bilgi için http://mx3d.com/projects/bridge/http://mx3d.com/projects/bridge/ linkten inceleme yapabilirsiniz. Ayrıca Çin' de çinli bir şirket tarafından bir gün gibi kısa bir sürede 10 adet ev inşa edildi. 3d printer ile üretilen bu evlerin maliyeti ise oldukça şaşırtıcı 5000 dolar gibi bir rakamdır. Linkten incelenebilir http://www.yhbm.com/index.php?a=lists&c=index&catid=67&m=content



Lakin dezavantajlarını düşünmeden edemiyorum. İş sıkıntısı, Üretim çöplüğü, Telif hakkı, Herşeyin üretilebilmesi, Emeğe saygı bunlar şimdilik akılma gelenler kısaca özetleyerek açıklayacağım.

İş sıkıntısı; Global dünyanın en büyük problemlerinden olan işsizlik, sektörlerin daralmasına üretimin daha kolay yapılmasından dolayı bu alanda da ön plana çıkacaktır. Tabiki kendi alanında yeni iş dalları oluşturacak olsada., yüzlerce sektörün bir tarih eseri olması söz konusudur. Tabi bunun önüne geçmek ve işin daha profesyonel olması adına alt dalların daha fazla olması ve sektörlere göre şekillendirilmesi ufakta olsa bir çözüm olabilir.

Üretim çöplüğü; Üretim ister, istemez hızlanacağı için daha fazla çeşit ürün üretilmesi söz konusudur. İnsanların yapısında olan daha çok kazanma hırsından dolayı üretim çılgınlığı yaşanılacak gibi gözüküyor. Örneğin, 90lı yılların başlangıcında tekstil sektöründe fazla bir gelişim olmamasından dolayı ürün çeşitliliği azdı. 2000 yılı ve sonrasında teknolojik makinelerin getirdiği imkanlar ile birlikte yeni baskılar, kumaşlar, teknikler /VB/ sayesinde artık tekstil sektöründe üretim sayısından çok çeşitlilik ön plana çıkmıştır. Bu 3d yazıcılar için düşünebileceğimiz olağan bir öngörüdür, özellikle Türkiye için.

Telif Hakkı; Özellikle ülkemizde yaygın olan üretilmiş değerlere ve emeğe saygısızlık, dahada çok artacaktır. Herkes ürünlerini kendi evlerinde ve firmalarında gerçeğine benzer şekilde üretmeye başlaması olası. Burada 2 seçenek var. Ya iyi tasarımcılar kendilerini öne çıkarıcak daha iyi işler yapılacak, ya da tasarım sektörü ayağa düşecek.

Herşeyin üretilebilmesi; En korkutucu noktalardan biri bu olsa gerek. Düşünsenize birinin evde silah ürettiğini. Düşüncesi bile kötü. Bunun sınırlandırılması veya bunların oluşmaması için yönetimler acaba bu konuda ne gibi tedbirler alacak, açıkçası merak ediyorum. Gerçi bu kişiselinde dışında tüm dünyayı kapsayan bir konu, neticesinde insan hayatı ve özgürlüğünün de içinde bulunduğu bir durumdur. Umuyorum ki insanlık kendi sonunu kendi elleriyle hazırlamıyordur. Teknolojiyi doğru ve yararlı kullanmak mümkün olduğu kadar bunu kötü yönde kullanıp, kendi çıkarına uygun hale getirecek insanlar, yönetim veya ülkeler hazır olda bekliyordur eminim.

Lütfen teknolojinin esiri ve kölesi olmayalım, doğal hayatı unutmayalım. Dünyayı güzelleştirmek, hayatı kolaylaştırmak teknolojide istediğimiz temel referanslar olsun.

Sevgiyle kalın,, en doğalından..

11 Eylül 2015 Cuma

Yanlış bilinen gerçekler - dikkat gerektirir



Bu konu herkesin bilhassa dinci tabiriyle oluşturulan kitle ve son donemde kürt toplumu için yapılan yanlış bilgilendirmelere ithafendir.

Herhangi bir olay karşısında özellikle istemediğimiz beğenmediğimiz bir durum olabiliyor ve bunlara bazen anlamsiz tepkiler verebiliyoruz. Bu tepkilerin bizleri getirdiği noktalar ise cok acıki kutuplaşmalara ve kültürel yozlaşmalara neden oluyor. Örnekle anlatalim nedir bu, müslüman olduğunu apaçık insanların anlaması için bazı çabalar göstererek vurgulayan bir insan, bir hata yada bir yanlış yaptığı zaman, yahut bile bile hata yaptığı zaman, dini görüşü pek önemsemeyen birisi tarafindan hemen ; işte dinciler hep böyle, din Allah kitap dersin yaptığına bak, gibi gibi benzer yakistirmalara maruz kalır. Bunu yapan arkadaşa soruyorum. Sen zaten dini değerlerle ilgilenmiyosun, bu seni neden rahatsız ediyorki? Hadi diyelimki bundan sonra ilgini çekecek, hiçbir müslüman din kardeşini rencide ederek uyarmaz. Müslüman kardeşim seninde bu olayda yanlışın büyük, insanlara güzellikle birşeylerin anlatılacağını zorbalığın, fenalığın dinimizde yeri olmadığını bilmen gerektiğini düşünüyorum. Baktığın zaman ikiside hatalı, yani kardeşim deniz önce insanların birlikte yaşamayı öğrenmesi lazım. Gerçi insanoğlu onu öğrendi ama işte bazı kurumlar, çıkar düşkünleri, dünyayı ebedi hayatı gibi gören kibirli yüzler sayesinde bu nifak tohumları ekilmekte ve ekmeklerine yağ sürülmesini keyifle izlemektedirler. Oyuna gelme insanoğlu.

Sadece dini konularmı, geçen bir video izledim. Hasan Mezarcı milletvekili olduğu dönem Uğur Mumcuyla bir tartışma programında (hbb tvde), Mustafa Kemali tanımadığını stalin neyse, churchill neyse Mustafa Kemalinde aynı olduğunu söylemiştir. Uğur Mumcunun cevabı ise muhteşemdi; meclise girip milletvekili olmak icin varlığının şerefinin haysiyetinin üzerine Mustafa Kemalin ilkelerini takip edeceğine yemin etmiş birinin bu sözlerini ciddiye alamam demiştir ( bu kısım hatırladığım kadarıyla, meclisteki yemini bilmiyorum çünkü ).

Son dönemde ayyuka çıkan konulardan biride türk kürt soylemi. Ve gercekten üzüldüğüm noktalardan biride herkesin aynı kefeye konması. Dün isyerimdeki bir arkadaşın izlettiği bir videoda; kürt olduğunu oğlunun şehit düştüğünü anlatan bir baba vardi (Şanli türkiye askeri). İnsanlari sınıf sınıf, ırk, dil olarak ayırmamak gerekiyor. Peygamberimizin veda hutbesinde çokta güzel bir bölüm vardırki tam olarakta bunu söyler. Arabın arap olmayana, arap olmayanın araba, kırmızı tenlinin siyah tenli, siyah tenlininde kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız ondan en çok korkanınızdır. Bu güzel dinin mensupları olan kardeşlerim, yine veda hutbesinde belirtildiği üzre hepimiz Hz. Ademden gelmekteyiz, müslüman müslümanın kardeşidir. Hepimiz kardeşiz, müslümanın müslümana kanı helal değildir. Bu kıstasları iyi görmek gerçekleri ortaya koyacaktır.

Celal Şengörün aykırı sorular programına katıldığında söylediği şu cümleler hala hatırımda. Eminim sizde bu konuda Celal hocaya hak vericeksiniz. Bugün uzaydan bir saldırı alsak, uzaylı diye tabir ettiğimiz varlıklar bir tehdit olsa, hiçbirimiz ben türküm, ben kürdüm, ben amerikalıyım yok ben fransızım deme gibi bir seçim yapma şansı olmayacak. Dünya tek bir millet gibi dünyalıyız diyecektir. Bu kavramın aynısı İslamiyettede aynıdır. İnsanlık Hz. Adem' den gelen tek bir soydur. " İnsandır "

Uzun lafın kısası dil konuşur eder düşman, yürek konuşur bırakır hayran. Ne konuştuğumuza, düşündüklerimizin ve yolumuzun doğruluğuna dikkat ederken, onu doğru yaşamaya özen gösterelim. Yoksa inandığımız doğru ve güzel şeyleri yanlış aktarırız. Atatürk örneğindeki gibide olayları iyi tahlil etmeliyiz ki yanlış düşüncelerin neler olduğunu iyi görebilelim, karşımızdakini daha iyi değerlendirebilelim.

Herkese hayırlı cumalar. Cum'a nız mübarek olsun.

9 Eylül 2015 Çarşamba

Kirli Eller



bir somun ekmek, bir bardak suydu,
hergün bir sonraki günü bekletebilecek şükür ile,
gerekmezmiydi sevmek insanoğlunu tümden,
bir parçada sen al diyebilmek zormuydu ki,
nedensiz canların, sevilen yeganelerin bu dünyadan göçü,
bir akıl göçü bir sevda göçü kadar çirkin değilmiydi?
hepimizin kirli ellerinden.

Bağımlısı olduğumuz büyük alışkanlık, Televizyon


Televizyon duygusal bağ kurduğumuz bir teknoloji ürünü. Bu ürün gün geçtikçe hayatımızda daha fazla yer edinmekle beraber, insan hayatına olumlu olumsuz katkıları olmaktadır. Tvde izlediğimiz dizi, fil, futbol ve haber gibi yayınlar bizi farklı dünyalara götürüp psikolojik bir değer katma yarışındalar. Futbol maçlarını ve futbolcuların oyuncuların ihtişamlı hayatlarını görerek onlara özenmeler, giyim, adap gibi hayatın içindeki unsurların değiştirilmesi ve istenildiği gibi yönlendirilmeside bu icat ile mümkün hale gelmiştir. Dünyanın en uç noktasından bir haber, göremeyeceğimiz hayvanlar yerler ve kişilerin evimizin içine kadar girmeside bunlara dahildir.

Tv yararlı kullanıldığı taktirde diğer teknoloji ürünleri gibi hayatımıza artı değer katabilir. Mesela belgesel izleyerek çoğu bilmediğimiz konuda bilgi sahibi olabiliriz. Haberleri izleyerek dünya gündemini takip edebilir. Sevdiğimi filmeleri izleyerek ufkumuzu açabiliriz. Bunun devamlı ve uzun saatler olmaması karşılığında. Yoksa tvnin üzerimizde bıraktığı öforik etkisi ile ondan kolay kolay kurtulamayacağınızı bilmelisiniz ( Öforik: beyinsel hoşnutluk ile bağlılık, kendini iyi hissetme hali ).

Tek kanallı dönemlerde büyüyen çok kanallı dönemide içinde bulunduran bir evrede gelişen bir insan olarak, Televizyonun hayatımdaki birçok zamanı ele geçirdiğini ve bunu beni mutlu ederek yaptığını söyleyebilirim. Bu zaman yanılsaması ve zamanı iyi kullanamama durumu, sosyal hayatın hızlıca kopuşu ve dünyanın bu yeni akıma ayak uydurması-uyduramaması arasındaki bocalama olarak görüyorum. Yani çocukluğumda yapılacak onca şey bulurdum. Saçma gelebilecek bir sürü doğa ve insan etkileşimi hususunda birçok konuyla hayatımı dolduruyordum. Ne zamanki televizyon tam faal döneme geçmeye başladı, dışarıya çıkıp oyun oynamak, gezmek için arkadaş bulamadık. İnsanlar resmen hipnoz olmuş gibi başında ayrılamıyordu. Onun yüzünden sınavlar kötü geçer, işe geç kalınır, uykular bölünür daha neler neler. Bu aletin birçok zararı olduğu gibi, şimdiki dönemde de yayıncılık ahlakının gerilediğini. Ve insanların yalan haber, tahrik unsuru olan yayınlar, insanları kanalize etmeye çalışan dizi ve filmler, insanların şiddet ile sporu birleştirdiğine dair örnekler şu anda çok yaygın bir şekilde birçok tv kanalı tarafından gösterilmektedir..

Bilgi çağında büyük bir bilgi kirliliği söz konusu, boşa harcanan zamanlarda yanına eklenirse, insan hayatı kitle psikolojilerine göre yönetilmekte, kendi özgür yaşam projelerini kendi elleriyle bu büyük güçlere teslim etmektedir.

Bu düzensel davranışı daha sosyal ortamlarda ve sevdiklerimizle güzel zamanlar geçirerek, sosyal paylaşımlarda bulunarak yenebiliriz. Özellikle çocuklarınızla bunu sürekli olarak yapınızki, onu televizyon ile paylaşmayın. Beraber veya ayrı olarak müzik ve resimle uğraşabilir, satranç oynayabilir, tatile gidip denize girebilir, doğa yürüyüşleri kamplarda bulunabilir, yeni yerler keşfedip, tarihini araştırabilir /VB/ birsürü etkinlikle hayatınızı renkli ve sağlıklı kılabilirsiniz. Bol güneşli günler dileğiyle... Sevgiler.

7 Eylül 2015 Pazartesi

Hz. Musa ve Hz. Hızırın hikayesi - Her hayırda bir şer, Her şerde bir hayır vardır


Kur'anı kerimde anlatınlan olayı sizlerle paylaşmak ve dinlediğim kadarıyla anlatmak isterim. Hz. Musa bir zaman olur yardımcısıyla Allahın salih ve kalp gözü açık kulu Hz. Hızır ile tanışıp ondan doğru yolu öğrenmesi için, yardımcısıyla iki denizin birleştiği noktaya gider. Sonra yanlarındaki balığı yemek için çıkınlarından çıkartmak istediklerinde, balığı unuttuklarını farkederler. Balığı almak için gerisin geriye yollarına döndükleri vakit balığın suya atlayıp canlanıp kaçtığı yerde Hz. Hızır ile buluşurlar. Ve hz. Musa ondan ilmini, yolunu öğretmesini ister. Hz. Hızır bunu çok zor olduğunu Hz. Musa' nın sabredip, dayanamayacağını söyler. Hz. Musa bunu yapabileceğini söyler ve yola koyulurlar.

Sonra yola çıkarlar. Yolculukları esnasında bir gemiye binerler ve gemi devam ederken, Hz Hızır geminin ortasına bir çekiç ile vurur. Geminin bir kısmı delinir. Delikten içeriye su girer ve hafif yan yatar, hareket edemeyecek durumdadır. Bu sırada Hz. Musa neden böyle birşey yapıp fakirlerin gemilerine zarar verdiğini sorar. Bunun doğru ve iyi birşey olmadığını söyler. Hz. Hızır buna dayanamayacağını söylediğini tekrar eder. Daha sonrasında Hz. Musa özür diler ve bir daha yapmayacağını söyler.

Yolculuklarına devam ederlerken dinlenmek için bir yerde dururlar. O bölgenin insanlarından birisi onları evine götürüp misafir eder. Gece konaklarlar ve sabah yola çıkmak için hazırlandıkları vakit, Hz. Hızır evin küçük çocuğunu öldürür. Hz. Musa sinirlenir bunun yanlış olduğunu, doğrudan çok uzak olduğunu söyler. Hz. Hızır söylediği sözü tekrar eder. Hz. Musa çaresiz bir şekilde yine hata yaptığını düşünür ve yola koyulurlar.

Derken bir süre gidip dinlenmek istediklerinde acıkırlar. Gittikleri bölgenin halkından yiyecek isterler. Ama kimse onlara yardım etmek istemez. Ondan sonra bu şekilde bölgenin çıkışına giderken yıkık dökük bir ev görürler. Hz. Hızır başlar evi tamir etmeye. Bu sefer Hz. Musa dayanamaz ve söyler gemiyi deldin insanlar mağdur oldu, sonra küçük çocuğu öldürdün bir cana kıydın, şimdide bu yıkık evi tamir ediyorsun. Hz. Hızır bu yolculuğun zor olduğunu ve dayanamayacağını bilir ve başlar açıklamaya. O gemiye zarar verdim. Çünkü
 o gemide fakirler vardı, uzaktan gelen bir korsan gemisi vardı. Eğer gemiye zarar vermeseydim, o geminin kralı sağlam gemilerdeki tüm insanları öldürdüğü için onlarıda öldürecekti. O çocuğa gelince, o çocuk büyüdüğü zaman anne ve babasına kötü bir evlat olacaktı, zalim ve kötü işler yapacaktı. Onun ailesi inanan insanlardı, zarar görmemeleri için insanlığa kötü bir insan olmaması için onu öldürdüm. Bu eve gelince, bu ev yetim çocukların. Zamanında  babaları, büyüdüklerinde bulsunlar diye evin tuğlalarına bir küp altın bıraktı onlar için. Eğer tamir etmeseydim bu ev yıkılacak ve o altınları bir hırsız gelip oradan alacak. Bu yetimlerde paralarını bulamayacaklardı der. Bu zamandan sonra yolculukları burada biter. 

Hz. Hızır bunları Allahın izniyle, gönül gözüyle görerek ve istikbali bilerek yapmıştır. Bu hadise bize şunu öğretir. Her hayırda bir şey olduğu, olabileceği gibi. Her şerde bir hayır olabileceğidir. Kur'an da Kehf suresinde anlatılan bu olay insanoğlu için çok önemlidir.


Kehf Suresi


1. El hamdü lillahillezı enzele ala abdihil kitabe ve lem yec'al lehu ıveca   
2. Kayyimel li yünzira be'sen şedıdem mil ledünhü ve yübeşşiral mü'minınellezıne ya'melunes salihati enne lehüm ecran hasena   
3. Makisıne fıhi ebeda   
4. Ve yünzirallezıne kalüttehazellahü veleda   
5. Ma lehüm bihı min ılmiv ve la li abaihim kebürat kelimeten tahrucü min efvahihim iy yekulune illa keziba   
6. Fe lealleke bahıun nefseke ala asarihim il lem yü'minu bi hazel hadısi esefa   
7. İnna cealna ma alel erdı zınetel leh ali neblüvehüm eyyühüm ahsenü amela   
8. Ve inna le caılune ma aleyha saıydem cüruza   
9. Em hasibte enne ashabel kehfi ver rakıymi kanu min ayatina aceba   
10. İz evel fityetü ilel kehfi fe kalu rabbena atina mil ledünke rahmetev ve heyyi' lena min emrina raşeda   
11. Fe darabna ala azanihim fil kehfi sinıne adeda   
12. Sümme beasnahüm li na'leme eyyül hızbeyni ahsa lima lebisu emeda   
13. Nahnü nekussu aleyke nebeehüm bil hakk innehüm fityetün amenu bi rabbihim ve zidnahüm hüda   
14. Ve rabatna ala kulubihim iz kamu fe kalu rabbüna rabbüs semavati vel erdı len ned'uve min dunihı ilahel le kad kulna izen şetata   
15. Haülai kavmünettehazu min dunihı aliheh lev la ye'tune aleyhim bi sültanim beyyin fe men azlemü mimmeniftera alellahi keziba   
16. Ve izı'tezeltümuhüm ve ma ya'büdune illallahe fe'vu ilel kehfi yenşur leküm rabbüküm mir rahmetihı ve yüheyyi' leküm min emriküm mirfeka   
17. Ve teraş şemse iza taleat tezaveru an kehfihim zatel yemıni ve iza ğarabet takriduhüm zateş şimali ve hüm fı fecvetim minh zalike min ayatillah mey yehdillahü fe hüvel mühted ve mey yudlil fe len tecide lehu veliyyem mürşida   
18. Ve tahsebühüm eykazav ve hüm rukudüv ve nükallibühüm zatel yemıni ve zateş şimali ve kelbühüm basitun ziraayhi bil vesıyd levit tala'te aleyhim le velleyte minhüm firarav ve le müli''e minhüm ru''a   
19. Ve kezalike beasnahüm li yetesaelu beynehüm kale kailüm minhüm kem lebistüm kalu lebisna yevmen ev ba'da yevm kalu rabbüküm a'lemü bi ma lebistüm feb'asu ehadeküm bi verikılüm hazihı ilel medıneti fel yenzur eyyüha ezka taamen fel ye'tiküm bi rizkım minhü vel yetelattaf ve la yüş'ıranne biküm ehada   
20. İnnehüm iy yazheru aleyküm yercümuküm ev yüıyduküm fı milletihim ve len tüflihu izen ebeda   
21. Ve kezalike a'serna aleyhim li ya'lemu enne va'dellahi hakkuv ve ennes saate la raybe fıha iz yetenazeune beynehüm emrahüm fe kalübnu aleyhim bünyana rabbühüm a'lemü bihim kalellezıne ğalebu ala emrihim le nettehızenne aleyhim mescida   
22. Se yekulune selasetür rabiuhüm kelbühüm ve yekulune hamsetün sadisühüm kelbühüm racmem bil ğayb ve yekulune seb'atüv ve saminühüm kelbühüm kur rabbı a'lemü bi ıddetihim ma ya'lemühüm illa kalılün fe la tümari fıhim illa miraen zahirav ve la testefti fıhim minhüm ehada   
23. Ve la tekulenne li şey'in innı faılün zalike ğada   
24. İlla ey yeşaellahü vezkür rabbeke iza nesıte ve kul asa ey yehdiyeni rabbı li akrabe min haza raşeda   
25. Ve lebisu fı kehfihim selase mietin sinıne vazdadu tis'a   
26. Kulillahü a'lemü bima lebisu lehu ğaybüs semavati vel ard ebsır bihı ve esmı' ma lehüm min dunihı miv veliyyiv ve la yüşrikü fı hukmihı ehada   
27. Vetlü ma uhıye ileyke min kitabi rabbik la mübeddile li kelimatihı ve len tecide min dunihı mültehada   
28. Vasbir nefseke meallezıne yed'une rabbehüm bil ğadati vel aşiyyi yürıdune vechehu ve la ta'dü aynake anhüm türıdü zınetel hayatid dünya ve la tütı' men ağfelna kalbehu an zikrina vettebea hevahü ve kane emruhu füruta   
29. Ve kulil hakku mir rabbiküm fe men şae fel yü'miv ve men şae fel yekfür inna a'tedna liz zalimıne naran ehata bihim süradikuha ve iy yesteğıysu yüğasu bi mani kel mühli yeşvil vücuh bi'seş şerab ve saet mürtefeka   
30. İnnellezıne amenu ve amilus salihati inna la nüdıy'u ecra men ahsene amela   
31. Ülaike lehüm cennatü adnin tecrı min tahtihimül enharu yühallevne fıha min esavira min zehebiiv ve yelbesune siyaben hudram min sündüsiv ve istebrakım müttekiıne fıha alel eraik nı'mes sevab ve hasünet mürtefeka   
32. Vadrib lehüm meseler racüleyni min a'nabiv ve hafefnahüma bi nahliv ve cealna beynehüma zer'a   
33. Kiltel cenneteyni atet üküleha ve lem tazlim minhü şey'ev ve feccerna hılalehüma nehara   
34. Ve kane lehu semer fe kale li sahıbihı ve hüve yühaviruhu ene ekseru minke malev ve eazzü nefera   
35. Ve dehale cennetehu ve hüve zalimül li nefsih kale ma ezunnü en tebıde hazihı ebeda   
36. Ve ma ezunnüs saate kaimetev ve leir rudidtü ila rabbı le ecidenne hayram minha münkaleba   
37. Kale lehu sahıbühu ve hüve yühavirruhu e keferte billezı halekake min türabin sümme min nutfetin sümme sevvake racüla   
38. Lakinne hüvellahü rabbı ve la üşrikü bi rabbı ehada   
39. Ve lev la iz dehalte cenneteke kulte ma şaellahü la kuvvete illa billah in terani ene ekalle minke malev ve veleda   
40. Fe asa rabbı ey yü'tiyeni hayram min cennetike ve yursile aleyha husbanem mines semai fe tusbiha saıyden zeleka   
41. Ev yusbiha maüha ğavran fe len testetıy'a lehu taleba   
42. Ve ühıyta bi semerihı fe asbeha yükallibü keffeyhi ala ma enfeka fıha ve hiye haviyetün ala uruşiha ve yekulü ya leytenı lem üşrik bi rabbı ehada   
43. Ve lem tekül lehu fietüy yensurunehu min dunillahi ve ma kane müntesıra   
44. Hünalikel velayetü lillahil hakk hüve hayrun sevabev ve hayrun ıkba   
45. Vadrib lehüm meselel hayatid dünya ke main enzelnahü mines semai fahteleta bihı nebatül erdı fe asbeha heşımen tezruhür riyah ve kanellahü ala külli şey'im muktedira   
46. Elmalü vel benune zınetül hayatid dünya vel bakıyatüs salihatü hayrun ınde rabbike sevabev ve hayrun emela   
47. Ve yevme nüseyyirul cibale ve teral erda barizetev ve hasernahüm fe lem nüğadir minhüm ehada   
48. Ve uridu ala rabbike saffa le kad ci'tümuna kema halaknaküm evvele merratim bel zeamtüm ellen nec'ale leküm mev'ıda   
49. Ve vüdıal kitabü fe teral mücrimıne müşfikıyne mimma fıhi ve yekulune ya veyletena mali hazel kitabi la yüğadiru sağıyratev ve la kebıraten illa ahsaha ve vecedu ma amilu hadıra ve la yazlimü rabbüke ehada   
50. Ve iz kulna lil melaiketiscüdu li ademe fe secedu illa iblıs kane minel cinni fe feseka an emri rabbih e fe tettehızunehu ve züriyyetehu evliyae min dunı ve hüm leküm adüvv bi'se liz zalimıne bedela   
51. Ma eşhedtühüm halkas semavati vel erdı ve la halka enfüsihim ve ma küntü müttehızel müdıllıne aduda   
52. Ve yevme yekulü nadu şürakaiyellezıne zeamtüm fe deavhüm fe lem yestecıbu lehüm ve cealna beynehüm mevbika   
53. Verael mücrimunen nara fe zannu ennehüm müvakıuha ve lem yecidu anha masrifa   
54. Ve le kad sarrafna fı hazel kur'ani lin nasi min külli mesel ve kanel insanü eksera şey'in cedela   
55. Ve ma menean nase ey yü'minu iz caehümül hüda ve yestağfiru rabbehüm illa en te'tiyehüm sünnetül evvelıne ev ye'tiyehümül azabü kubüla   
56. Ve ma nürsilül mürselıne illa mübeşşirıne ve münzirın ve yücadilüllezıne keferu bil batıli li yüdhıdu bihil hakka vettehazu ayatı ve ma ünziru hüzüva   
57. Ve men azlemü mimmen zükkira bi ayati rabbihı fe a'rada anha ve nesiye ma kaddemet yedah inna cealna ala kulubihim ekinneten ey yefkahuhü ve fı azanihim vakra ve in ted'uhüm ilel hüda fe ley yehtedu izen ebeda   
58. Ve rabbükel ğafuru zür rahmeh lev yüahızühüm bi ma kesebu le accele lehümül azab bel lehüm mev'ıdül ley yecidu min dunihı mev'ila   
59. Ve tilkel kura ehleknahüm lemma zalemu ve cealna li mehlikihim mev'ıda   
60. Ve iz kale musa li fetahü la ebrahu hatta eblüğa mecmeal bahrayni ev emdıye hukuba   
61. Felemma beleğa mecmea beynihima nesiya hutehüma fettehaze zebılehu fil bahri seraba   
62. Felemma caveza kaleli fetahü atina ğadaena le kad lekıyna min seferina haza nesaba   
63. Kale eraeyte iz eveyna iles sahrati fe innı nesıtül hute ve ma ensanıhü illeş şeytanü en ezkürah vettehaze sebılehu fil bahri aceba   
64. Kale zalike ma künna nebğı fertedda ala asarihima kasasa   
65. Fe veceda abdem min ıbadina ateynahü rahmetem min ındina ve allemnahü mil ledünna ılma   
66. Kale lehu musa hel ettebiuke ala en tüallimeni mimma ullimte ruşda   
67. Kale inneke len testetıy'a meıye sabra   
68. Ve keyfe tasbiru ala ma lem tühıt bihı hubra   
69. Kale setecidünı in şaellahü sabirav ve la a'sıy leke emra   
70. Kale fe initteba'tenı fe la tes'elnı an şey'in hatta uhdise leke minhü zikra   
71. Fentaleka hatta iza rakiba fis sefıneti harakaha kale eharakteha li tüğrika ehleha le kad ci'te şey'en imra   
72. Kale e lem e kul inneke len testetıy'a meıye sabra   
73. Kale la tüahıznı bima nesıtü ve la türhıknı min emrı usra   
74. Fentaleka hatta iza lekıya ğulamen fe katellehu kale e katelte nefsen zekiyyetem bi ğayri nefs le kad ci'te şey'en nükra   
75. Kale elem e kul leke inneke len testetıy'a meıye sabra   
76. Kale in seeltüke an şey'im ba'deha fe la tüsahıbnı kad belağte mil ledünnı uzra   
77. Fentaleka hatta iza eteya ehle karyetinistet'ama ehleha fe ebev ey yüdayyifuhüma fe veceda fıha cidaray yürıdü ey yenkadda fe ekameh kale lev şi'te lettehazte aleyhi ecra   
78. Kale haza firaku beynı ve beynik se ünebbiüke bi te'vıli ma lem testetı' aleyhi sabra   
79. Emmes sefınetü fe kanet li mesakıne ya'melune fil bahri fe eradtü en eıybeha ve kane veraehüm meliküy ye'huzü külle sefınetin ğasba   
80. Ve emmel ğulamü fekane ebevahü mü'mineyni fe haşına ey yürhikahüma tuğyanev ve küfra   
81. Fe eradna ey yübdilehüma rabbühüma hayram minhü zekatev ve akrabe ruhma   
82. Ve emmel cidaru fe kane li ğulameyni yetımeyni fil medineti ve kane tahtehu kenzül lehüma ve kane ebuhüma saliha fe erade rabbüke ey yeblüğa eşüddehüma ve yestahrica kenzehüma rahmetem mir rabbik ve ma fealtühu an emrı zalike te'vılü ma lem testı' aleyhi sabra   
83. Ve yes'eluneke an zil karneyn kul seetlu aleyküm minhü zikra   
84. İnna mekkenna lehu fil erdı ve ateynahü min külli şey'in sebeba   
85. Fe etbea sebeba   
86. Hatta iza belağa mağribeş şemsi vecedeha tağrubü fı aynin hamietiv ve vecede ındeha kavma kulna yazel karneyni imma en tüazzibe ve imma en tettehıze fıhim husna   
87. Kale emma men zaleme fe sevfe nüazzibühu sümme yüraddü ila rabbihı fe yüazzibühu azaben nükra   
88. Ve emma men amene ve amile salihan fe lehu cezaenil husna ve senekulü lehu min emrina yüsra   
89. Sümme etbea sebeba   
90. Hatta iza belağa matliaş şemsi vecedeha tatlüu ala kavmil lem nec'al lehüm min duniha sitra   
91. Kezalik ve kad ehatna bima ledeyhi hubra   
92. Sümme etbea sebeba   
93. Hatta iza belağa beynes seddeyni vecede min dunihima kavmel la yekadune yefkahune kavla   
94. Kalu ya zel karneyni inne ye'cuce ve me'cuce müfsidune fil erdı fe hel nec'alü leke harcen ala en tec'ale beynena ve beynehüm sedda   
95. Kale ma mekkennı fıhi rabbı hayrun fe eıynunı bi kuvvetin ec'al beyneküm ve beynehüm redma   
96. Atuni züberal hadıd hatta iza sava beynes sadafeyni kalenfühu hatta iza cealehu naran kale atunı üfriğ aleyhi kıdra   
97. Femestau ey yazheruhü ve mestetau lehu nakba   
98. Kale haza rahmetüm mir rabbı fe iza cae va'dü rabbı cealehu dekka' ve kane va'dü rabbı hakka   
99. Ve terakna ba'dahüm yevmeiziy yemucü fı ba'dıv ve nüfiha fis suri fe cema'nahüm cem'a   
100. Ve aradna cehenneme yevmeizil lil kafirıne arda   
101. Ellezıne kanet a'yünühüm fı ğıtain an zikrı ve kanu la yestetıy'une sem'a   
102. E fe hasibellezıne keferu ey yettehızu ıbadı min dunı evliya' inna a'tedna cehenneme lil kafirınenüzüla   
103. Kul hel nünebbiüküm bil ahserıne a'mala   
104. Ellezıne dalle sa'yühüm fil hayatid dünya ve hüm yahsebune ennehüm yuhsinune sun'a   
105. Ülaikellezıne keferu bi ayati rabbihim ve likaihı fe habitat a'malühüm fe la nükıymü lehüm yevmel kıyameti vezna   
106. Zalike cezaühüm cehennemü bima keferu vettehazu ayatı ve rusülı hüzüve   
107. İnnellezıne amenu ve amilus salihati kanet lehüm cennatül firdevsi nüzüla   
108. Halidıne fıha la yebğune anha hıvela   
109. Kul lev kanel bahru midadel li kelimati rabbi le nefidel bahru kable en tenfede kelimatü rabbi ve lev ci'na bi mislihı mededa   
110. Kul innema ene beşerum mislüküm yuha ileyye ennema ilahüküm ilahüv vahıd fe men kane yercu likae rabbihı felya'mel amelen salihav ve la yüşrik bi ıbadeti rabbihı ehada

Kehf Suresinin Meali

Rahman Rahim Allah'ın adıyla
1- Hamd, Kitab'ı kulu üzerine indiren ve onda hiçbir çarpıklık kılmayan Allah'a aittir.
2- Dosdoğru ki, Kendi katından şiddetli bir azapla uyarıp-korkutmak ve salih amellerde bulunan mü'minlere müjde vermek için; şüphesiz onlara güzel bir ecir vardır.
3- Onlar orda ebedi olarak kalıcıdırlar.
4- "Allah çocuk edindi" diyenleri uyarıp-korkutur.
5- Bu konuda ne kendilerinin, ne atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.
6- Şimdi onlar bu söze inanmayacak olurlarsa Sen, onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin?
7- Şüphesiz Biz, yeryüzü üzerindeki şeyleri ona bir süs kıldık; onların hangisinin daha güzel davranışta bulunduğunu deneyelim diye.
8- Biz gerçekten üzerinde olanları kupkuru-çorak bir toprak yapabiliriz.
9- Sen, yoksa Kehf ve Rakim Ehlini Bizim şaşılacak ayetlerimizden mi sandın?
10- O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz, Katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır.
11- Böylelikle mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk.
12- Sonra iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesap ettiğini belirtmek için onları uyandırdık.
13- Biz sana onların haberlerini bir gerçek olarak aktarıyoruz. Gerçekten onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi ve Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.
14- Onların kalpleri üzerinde rabtetmiştik; Kıyam ettiklerinde demişlerdi ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir; İlah olarak biz O'ndan başkasına kesinlikle tapmayız, söyleyecek olursak, andolsun, gerçeğin dışına çıkarız."
15- "Şunlar, bizim kavmimizdir; O'ndan başkasını ilahlar edindiler, onlara apaçık bir delil getirmeleri gerekmez miydi? Öyleyse Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?"
16- "Madem ki siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrıldınız, o halde, mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın."
17- Görürsün ki, güneş doğduğunda mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser-geçerdi ve onlar da onun geniş boşluğundalardı. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi saptırırsa onun için asla doğru-yolu gösterici bir veli bulamazsın.
18- Sen onları uyanık sanırsın, oysa onlar uyuşmuşlardır. Biz onları sağ yana ve sol yana çeviriyorduk. Köpekleri de iki kolunu uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın, geri dönüp onlardan kaçardın, onlardan içini korku kaplardı.
19- Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik. İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık." Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin."
20- "Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtuluş bulamazsınız."
21- Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için onları buldurmuş olduk. Kendi aralarında durumlarını tartışıyorlardı, dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, Rableri onları daha iyi bilir." Onların işine galip gelenler ise: "Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler.
22- Diyecekler ki: "Üç'tüler, onların dördüncüsü köpekleridir." Ve: "Beştiler, onların altıncısı köpekleridir" diyecekler. Bilinmeyene taş atmaktır. "Yedidirler, onların sekizincisi köpekleridir" diyecekler. De ki: "Rabbim, onların sayısını daha iyi bilir, onları pek az dışında kimse bilemez." Öyleyse onlar konusunda açıkta olan bir tartışmadan başka tartışma ve onlar hakkında bunlardan hiç kimseye bir şey sorma.
23- Hiçbir şey hakkında: "Ben bunu yarın mutlaka yapacağım" deme.
24- Ancak: "Allah dilerse". Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve de ki: "Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir."
25- Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz daha kattılar.
26- De ki: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O, ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O'nun dışında onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz."
27- Sana Rabbinin kitabından vahyedileni oku. O'nun sözlerini değiştirici yoktur ve O'nun dışında kesin olarak bir sığınacak bulamazsın.
28- Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini Bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme.
29- Ve de ki: "Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Şüphesiz Biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup-yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.
30- Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; Biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.
31- Onlar; altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup-dayanırlar. Ne güzel sevap ve ne güzel destek.
32- Onlara iki adamın örneğini ver; onlardan birine iki üzüm bağı verdik ve ikisini hurmalıklarla donattık, ikisinin arasında da ekinler bitirmiştik.
33- İki bağ da yemişlerini vermiş, ondan hiçbir şeyi noksan bırakmamış ve aralarında bir ırmak fışkırtmıştık.
34- Birinin başka ürünleri de vardı. Böylelikle onunla konuşurken arkadaşına dedi ki: “Ben, mal bakımından senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da daha güçlüyüm.”
35- Kendi nefsinin zalimi olarak bağına girdi: "Bunun sonsuza kadar kuruyup-yok olacağını sanmıyorum" dedi.
36- "Kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum. Buna rağmen Rabbime döndürülecek olursam, şüphesiz bundan daha hayırlı bir sonuç bulacağım."
37- Kendisiyle konuşmakta olan arkadaşı ona dedi ki: "Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün bir adam kılanı inkar mı ettin?"
38- "Fakat, O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam."
39- "Bağına girdiğin zaman, 'MaşaAllah, Allah'tan başka kuvvet yoktur' demen gerekmez miydi? Eğer beni mal ve çocuk bakımından senden daha az görüyorsan."
40- "Belki Rabbim senin bağından daha hayırlısını bana verir, üstüne gökten 'yakıp-yıkan bir afet' gönderir de kaygan bir toprak kesiliverir."
41- "Veya onun suyu dibe göçüverir de böylelikle onu arayıp-bulmaya kesinlikle güç yetiremezsin."
42- Onun ürünleri kuşatılıverdi. Artık o, uğrunda harcadıklarına karşı avuçlarını oğuşturuyordu. O çardakları yıkılmış durumdaydı, kendisi de şöyle diyordu: "Keşke Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım."
43- Allah'ın dışında ona yardım edecek bir topluluk yoktu, kendi kendine de yardım edemedi.
44- İşte burada velayet hak olan Allah'a aittir. O, sevap bakımından hayırlı, sonuç bakımından hayırlıdır.
45- Onlara, dünya hayatının örneğini ver; gökten indirdiğimiz suya benzer, onunla yeryüzünün bitkileri birbirine karıştı, böylece rüzgarların savurduğu çalı-çırpı oluverdi. Allah, herşeyin üzerinde güç yetirendir.
46- Mal ve çocuklar, dünya hayatının çekici-süsüdür; sürekli olan 'salih davranışlar' ise, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha hayırlıdır.
47- Dağları yürüteceğimiz gün, yeri çırılçıplak görürsün; onları birarada toplamışız da, içlerinden hiçbirini dışarda bırakmamışızdır.
48- Onlar senin Rabbine sıra sıra sunulmuşlardır. Andolsun, siz ilk defa yarattığımız gibi Bize gelmiş oldunuz. Hayır, Bizim size bir kavuşma-zamanı tespit etmediğimizi sanmıştınız değil mi?
49- Kitap konulmuştur; artık suçlu-günahkarların, onda olanlardan dolayı dehşetle-korkuya kapıldıklarını görürsün. Derler ki: "Eyvahlar bize, bu kitaba ne oluyor ki, küçük büyük bırakmayıp herşeyi sayıp-döküyor?" Yapıp-ettiklerini hazır bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye zulmetmez.
50- Hani meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik; İblis'in dışında secde etmişlerdi. O cinlerdendi, böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı. Bu durumda Beni bırakıp onu ve onun soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. Zalimler için ne kadar kötü bir değiştirmedir.
51- Göklerin ve yerin yaratılışında da, kendi nefislerinin yaratılışında da Ben onları şahid tutmadım. Ben, saptırıcıları yardımcı-güç de edinmedim.
52- "Benim ortaklarım sandığınız şeyleri çağırın" diyeceği gün; işte onları çağırmışlardır, ama onlar, kendilerine cevap vermemişlerdir. Biz onların aralarında bir uçurum koyduk.
53- Suçlu-günahkarlar ateşi görmüşlerdir, artık içine kendilerinin gireceklerini de anlamışlardır; ancak ondan bir kaçış yolu bulamamışlardır.
54- Andolsun, bu Kur'an'da insanlar için Biz her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsan, herşeyden çok tartışmacıdır.
55- Kendilerine hidayet geldiği zaman insanları inanmaktan ve Rablerinden bağışlanma dilemelerinden alıkoyan şey, ancak evvelkilerin sünnetinin kendilerine de gelmesi veya azabın onları karşılarcasına gelmesidir.
56- Biz elçileri, müjde vericiler ve uyarıcılar olmak dışında göndermeyiz. İnkar edenler ise, hakkı batıl ile geçersiz kılmak için mücadele ediyorlar. Onlar Benim ayetlerimi ve uyarıldıklarını alay konusu edindiler.
57- Kendisine Rabbinin ayetleri öğütle hatırlatıldığı zaman, sırt çeviren ve ellerinin önden gönderdiklerini unutandan daha zalim kimdir? Biz gerçekten, kalpleri üzerine onu kavrayıp anlamalarını engelleyen bir perde, kulaklarına bir ağırlık koyduk. Sen onları hidayete çağırsan bile, onlar sonsuza kadar asla hidayet bulamazlar.
58- Senin Rabbin rahmet sahibi bağışlayıcıdır. Eğer, kazandıklarından dolayı onları yakalasaydı, şüphesiz onlara azabı çabuklaştırırdı. Hayır, onlar için bir buluşma zamanı vardır, onun dışında asla başka bir sığınak bulamayacaklardır.
59- İşte ülkeler, zulmettikleri zaman onları yıkıma uğrattık; ve yıkımları için bir buluşma zamanı tespit ettik.
60- Hani Musa genç yardımcısına demişti: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim."
61- Böylece ikisi, ikinin birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; denizde bir akıntıya doğru kendi yolunu tuttu.
62- Geçtiklerinde genç-yardımcısına dedi ki: "Yemeğimizi getir bize, andolsun, bu yaptığımız-yolculuktan gerçekten yorulduk."
63- Dedi ki: "Gördün mü, kayaya sığındığımızda, ben balığı unuttum. Onu hatırlamamı şeytandan başkası bana unutturmadı; o da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu."
64- Dedi ki: "Bizim de aradığımız buydu." Böylelikle ikisi izleri üzerinde geriye doğru gittiler.
65- Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.
66- Musa ona dedi ki: "Doğru yol olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?"
67- Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin."
68- "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?"
69- "İnşaAllah, beni sabreden bulacaksın. Hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim" dedi.
70- Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan, hiçbir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar."
71- Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu deliverdi. Dedi ki: "İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın."
72- Dedi ki: "Gerçekten benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?"
73- "Beni, unuttuğumdan dolayı sorgulama ve bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma" dedi.
74- Böylece ikisi yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. Dedi ki: "Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın."
75- Dedi ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?"
76- "Bundan sonra sana bir şey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık etme. Benden yana bir özre ulaşmış olursun" dedi.
77- Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat onları konuklamaktan kaçındı. Onda yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin."
78- Dedi ki: "İşte bu, benimle senin aranda ayrılmamız. Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim.
79- "Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı."
80- "Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü'min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkar zorunu kullanmasından endişe edip-korktuk."
81- Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik."
82- "Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu."
83- Sana Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: "Size, ondan 'öğüt ve hatırlatma olarak' vereceğim.
84- Gerçekten, Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona herşeyden bir yol verdik.
85- O da, bir yol tuttu.
86- Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği edinirsin."
87- Dedi ki: "Kim zulmederse biz onu azaplandıracağız, sonra Rabbine döndürülür, O da onu görülmemiş bir azapla azaplandırır."
88- Kim iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır. Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz."
89- Sonra bir yol tuttu.
90- Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu, kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu.
91- İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" Biz büsbütün kuşatmıştık.
92- Sonra bir yol tuttu.
93- İki seddin arasına kadar ulaştı, onların önünde hemen hemen hiçbir sözü kavramayan bir kavim buldu.
94- Dediler ki: "Ey Zu'l-Karneyn, gerçekten Ye'cuc ve Me'cuc, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar, bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?"
95- Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı, daha hayırlıdır. Madem öyle, bana güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım."
96- "Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar, dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim."
97- Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler.
98- Dedi ki: "Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va'di geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder; Rabbimin va'di haktır."
99- Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına bırakıvermişiz. Sur'a da üfürülmüştür, artık onların tümünü birarada toparlamışız.
100- Ve o gün, cehennemi, inkar edenlere tam bir sunuşla sunmuşuz.
101- Ki onlar, Beni zikretmede gözleri bir perde içindeydi. Dinlemeye katlanamazlardı.
102- İnkar edenler, Beni bırakıp kullarımı veliler edindiklerini mi sandılar? Gerçekten Biz cehennemi kafirler için bir durak olarak hazırlamışız.
103- De ki: "Davranış bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi?"
104- "Onların, dünya hayatındaki bütün çabaları boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanıyorlar."
105- İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Artık onların yapıp-ettikleri boşa çıkmıştır, kıyamet gününde onlar için bir tartı tutmayacağız.
106- İşte, inkar etmeleri, ayetlerimi ve elçilerimi alay konusu edinmelerinden dolayı onların cezası cehennemdir.
107- İman edip salih amellerde bulunanlar... Firdevs cennetleri onlar için bir 'konaklama yeridir.'
108- Onda ebedi olarak kalıcıdırlar, ondan ayrılmak istemezler.
109- De ki: "Rabbimin sözleri için deniz mürekkep olsa ve yardım için bir benzerini dahi getirsek, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, elbette deniz tükeniverirdi.
110- De ki: "Şüphesiz ben, ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim; yalnızca bana sizin İlahınızın tek bir İlah olduğu vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, artık salih bir amelde bulunsun ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutmasın."

6 Eylül 2015 Pazar

İşsizliğin nedeni "Teknoloji" - Teknolojinin görmek istemediğiniz yönleri


Teknoloji ve türevleri işlerimizi elimizden alalı yaklaşık 100 yıl kadar oluyor. İnsani ilişkilerin zayıflaması ve dahada doğrusu bizlerin daha az karınlarımızın doymasına yada daha çok doymasına neden oluyor. Teknoloji insan sınıfı oluşturup bu sınıfı uçurumlarla büyütüyor.

Teknoloji için faydalar saymakla bitmez. Benim değinmek istediğim nokta ise buna taban tabana zıt. Teknolojinin hayatımıza girmesiyle işlerimiz kolaylaştı üretim hacmi arttı hızlı ve istenilen ürünlere ulaşmak daha kolay oldu. Fakat bu insan ihtiyacını azalttığı gibi sektörleri birleştirip yeni alanlar doğmasına neden oldu. Geçen gün Serdar kılıç tarafından hazırlanan doğadaki insan belgeselinin bir bölümünde, tırpan ile buğdayları keserken değindiği nokta bu yazıyı yazmama sebep oldu. Eskiden o tırpanı satan bir satıcı, demirini getiren hammaddeciye, demiri döven demir ustasına, sapını kesmek için ormancı, onu tıraşlamak için marangoza, birleştirmek için üreticiye ihtiyaç vardı. Şimdiyse biçerdöver ile buğdayı hemen biçebiliyorsunuz. Onun un olup sofralarımıza gelen kadar oluşan aşamada bile birçok şey değişti. Fabrikalar değirmenleri öldürdü. Buna benzer birçok alanda bu konuyla yüzyüzeyiz. Kendi yaptığım işte bile artık çok fazla emeğe talep azalmaya başladı. Programlarla ve hazır objeler, internet ile iş kolaylaşmaya ve çalışan sayısı azalmaya başladı. Her alanda işlerin hızlanması, büyümesi çeşidin artması çalışan insan ihtiyacını azaltmıştır.

Günümüzde patronların ekmeğine yağ süren teknoloji. Diğer yandan sektörde işe ihtiyacı olan insanları açlık sınırına getirdi. Makine başında çalışarak, emeğin kalitenin insanın işe verdiği sevgiyle oluşan ürünlerin yerine standart tekdüze ürünler üretilmeye başlandı.Nitekim bu insanoğlu için ilerleyen dönemlerde karmaşa ve bir felaketin başlangıcıdır. Artık bir müdürünüz bir amiriniz varsa buda teknlojidir. Teknolojiyi iyi kullanmamız gerekmekte. Teknolojinin bizi kullanmasına izin vermemeliyiz. İnsanoğlu en büyük değeri hakediyor. Şu anda okuyanlardan duyuyorum, insanoğluda beşerdir şaşar, nankördür. İşte bu da teknoloji çağının insanı. Eski insanlardada elbette vardı ama duygu, paylaşım, destek, sevgi, özveri ve istek daha fazlaydı. Eski insanların bıraktığı eserler ve yaptıkları ürünlerde göreceğiniz en büyük şey yaptıklarını aşk ile yaptıklarıdır.


İşsizliğin üst seviyeye ulaştığı ülkemizde, teknolojinin insan ile dost kalmasını sağlamalıyız. Teknolojinin insanın önüne geçmesi duygularımıza ağır hasarlar verir. Gerçi teknolojiyi yiyen insanlarımız varken bu firma sahiplerini mutlu etmeye devam edicektir. ( Ülkemizde askeri maaşın 1000 lira ve bu maaşla çalışıp 2000 liraya telefon alanları düşünürsek, çoktan teknolojinin esiri olmuşuz. )

5 Eylül 2015 Cumartesi

Tık tık tık kimse varmı hu ?

Komşuda neymiş. 10 yaşında metropolün göbeğinde yaşayan çocuğun aklını kurcalayan anlam veremediği bu kelime, eskiden amca, dayı, teyze, halamızdan daha çok görüp sevdiğimiz minnettar dostlardı şimdi ise aman beni görmesin ya yine bişey isteyecekler diye kaçtığımız elm sokağının fredyisi olarak hayatımızdalar. Yoğurt mayalayacağım komşu bir bardağa koyuver ocağı söndürüp geliyorum dediğini hatırlar gibiyim annelerimizin. Bu güzel dostluk timsallerini tarihe gömmek istemiyorum.



Benim çok sevdiğim bir komşum var gerçektende yıllardır aileden biri olarak gördüğüm eşini yengem çocuklarını abi ablam gibi gördüğüm kendinide amcam bildiğim. Bahçesinde oturabildiğim nefis patatesli gözlemeler yapan Bedriye yengem, beni evinde herzaman her koşulda ağırlamak isteyen bir ihtiyacım olduğunda yanımda olabilen Kamil amcam , sohbetleri ve temiz kalpliğini hep çok beğendiğim, uzun zamanlar geçirip sokakta beraber turladığım ve fikirlerinden çok şey öğrendiğim Ersin abim, herzaman iyi niyeti ve düşünceli oluşunun yanı sıra anneme sonsuz saygısı için şükran duyduğum Nesrin ablamın içinde bulunduğu SOYDAŞ ailesi.

offf offf şimdi bir sitede oturuyorum 9. katta ve 40 daireli bir bina özlem bir başka ya. Burda da var komşuluk kimsenin kimseyi rahatsız etmemesi kadar. Bu bazen oluyor olsada idare ediliyor lakin sürekli suretteyse kimse kimseyi çekemez burada. Aslında belkide olması gereken buydu. Bu binaların bizden aldığı birşeyler olmalıydı. Bunlardan biriside komşularımız oldu malesef. Birgün yol sohbetinde konuştuğum bir amca bana şu cümleyi kurdu; bir yerde binalar yükseliyorsa orada insanlık alçalıyordur.

Çay içmeye giderdik, dertlerimizi, mutluluklarımızı paylaşırdık. Biz yinede son nesile yakınız bu kelimenin anlamını yaşayabilen. Umarım eskisi gibi müstakil evlerin bahçelerin komşuların bol olduğu bir dünyada yaşarız. Pek sanmıyorum teknoloji bizi diyologlardan uzaklaştırıyor. Bu yazıyı buradan değilde bir kağıda yazsaydım size ulaşması zor olacaktı, bazı noktalarda size yaklaştıran birşey bu teknoloji ama iyi kullanmayı bilmek gerekiyor. Bugün kaç kişi eskiden kalan komşularımızı arayıp hatırını soruyor. Belki en yakın akrabalarınızdan bile üzerinizde daha fazla emeği olan bu insanları sevmeye saymaya devam edin lütfen. Şehir geliştikçe ve binalar yükseldikçe komşuluk minimalize bir hal almaya başladı. Uzay çağı çizgi filmlerindeki gibi kapsülle aldığımız bir dugu olmaya yüz tuttu.

Özleniyorsun Komşu

3 Eylül 2015 Perşembe

Moda tasarımcısı türürünün azalmaması için bulunan formül - on madde

Daha önceden rehberimolda yayınladığım bir yazı kendim yazmıştım, orada yayın yapmadığım için buradan tekrar paylaşmayı bir borç bilirim. İşinize yarayacağını umarak;



Eğer bir moda tasarımcısıysanız, birçok kişiden istenmeyen davranışlara maruz kalabilirsiniz. Tekstil dünyasının tehlikeli sularında hayatta kalmaya çalışacak ve çok yorulacaksınız. Taki tepe noktasına ulaşıncaya kadar. Gerçi oraya gelincede farklı problemlerle karşı karşıya kalmak söz konusu. Neyse konuyu fazla uzatmadan yaşayabileceğiniz temel problemlerden bahsedelim ;

 1- Tasarım ofisine başladığınız gün herşey olağanüstü güzel olacaktır. Ama herkes sabırsızlıkla neler yapabileceğinizi görmek ister. Sizden ne kadar iyi yada kötü olduklarını bilmek insanları farklı şekillerde motive edecektir. Size tutumlarını belirleyecektir.

 2- Yaptığınız tasarımlara sürekli olarak iyi olmuş cevabı alırsanız, bilinizki ayağınızı kaydırma çalışmaları başlamıştır. Sizin güzel olsada olmasa da bütün işlerinize güzel denilip, yanlış sunumlar yapmanız isteniyor. Kendinizi çok başarılı görebileceğiniz bu dönemde şirkete ayak uyduramadan birden kadro dışı kalabilirsiniz. Hemde bu kadar başarılıyken :)

 3- İşe ilk başladığınız zamanlarda patronunuz sizi zorlamak için daha çok iş verecek ve eleştirilerini sert yapacaktır. Bu hem dayanıklılığınızı ölçmek hemde sizi ortama hazırlamak kuzular takımına sokmak için olabilir. Aynı patronunuz size 1-2 ay bunu yaşatacaktır. Ardından zam ayına kadar onun ara ara baskısına maruz kalsanızda, zam ayında aynı sorunlar tekrar nüksedecek ve o geçen aylarda hiçbirşey yapamamış gibi bir tepki alacaksınız aman dikkat !

 4- Müdürünüz herzaman yanınızda size destek oluyor, her sorununuza koşuyor olarak görebilirsiniz. Gaza gelmeyin en iyi müdürler bile patronun yanında ben bilmiyordum. Aaa shrank diye yüzünüze bir sırtlan tokadı yiyebilirsiniz. Onlar eski dost unutmayın ve temkinli davranın.

 5- Ekip arkadaşlarınıza yardım ederken tedbirli olun ve bir fare besler gibi peyniri verin kapanı kurun bekleyin. Bunu yapmazsanız, Verdiğiniz bilgiler size satılabilir ve sonrada siz ondan öğreniyor pozisyonuna düşebilirsiniz. Islak mendil gibi atılmaktan kurtulun artık.

 6- Size yeni yapılacak birşey olduğu zaman soru sorulursa tam bilmemekle beraber diye başlayan cümleler kurmaya özen gösterin, aksi taktirde iş yükünüz büyüyecek ve birden başka işlerin içinde de kendinizi bulacaksınız.

 7- Klasik diğer çalışan tepkilerine hazır olun. Sizi devamlı hiç birşey yapmayan bilgisayar başında takılan, kafasına göre takılan, dışarıda gezen tipler olarak görmelerinden kurtulamayacaksınız.

 8- Bu dış baskılar arasıra patronunuzun sizi işe yaramaz asalak görmesine neden olacak ve yerinize başkalarını düşünme fikrine varabilecektir. Bu nedenledir ki tasarımcıların işyeri ömürleri diğer sektörlere göre daha azdır. Patronunuz farklı departmanlar ile yaşayacağınız problemlere objektif yaklaşmayıp sizi çıbanbaşı olarak görebileceğini es geçmeyin.

 9- Tasarım yapıyorsunuz diye burnunuz havada olmasın, müşteriler herzaman sizden önemlidir. Müşterilerle iyi geçinin.

10- Türkiye' de tasarım yapıyorsanız, yabancı markaları taklit etmeniz, yeni tasarımlar üretmenizden daha önemlidir. Müşteriler ve patronunuz yeni tasarımlar görmeye kolay alışamazlar. Alışılmışı güncellemek ve yeni formatlara sokmak daha akılcı bir davranış olur.